Kuran

 

LANGUAGES albanian/amazigh/amharic/arabic/azerbaijani/bengali/bosnian/bulgarian/chinese/czech/divehi/dutch/english/french/german/hausa/hindi/indonesian/italian/japanese/korean/kurdish/malay/malayalam/norwegian/pashto/persian/polish/portuguese/romanian/russian/sindhi/somali/spanish/swahili/swedish/tajic/tamil/tatar/thai/urdu/uyghur/uzbek

iniş Sırasına Göre Kuran

ALAK

96/1/1 Yaratan Rabbinin adıyle oku. 96/1/2 O, insanı alaktan yarattı. 96/1/3 Oku, Rabbin en büyük kerem sâhibidir. 96/1/4 O ki kalemle öğretti. 96/1/5 İnsana bilmediğini öğretti. 96/1/6 Hayır, insan azar; 96/1/7 Kendini zengin gördüğü için, 96/1/8 Ama dönüş Rabbinedir 96/1/9 Gördün mü şu men’edeni? 96/1/10 Namaz kılarken bir kulu ? 96/1/11 Gördün mü, ya o doğru yolda olur, 96/1/12 Yahut kötülüklerden korunmayı emrederse? 96/1/13 Gördün mü, ya bu yalanlar yüz çevirirse? 96/1/14 Allâh’ın gördüğünü bilmedi mi ? 96/1/15 Hayır, , eğer bundan vazgeçmezse perçemden yakalariz, 96/1/16 O yalancı, günâhkâr perçem! 96/1/17 O zaman de meclisini çağırsın. 96/1/18 Biz de zebânileri çağıracağız. 96/1/19 Hayır, ona boyun eğme; secde et ve yaklaş!

KALEM.

68/2/1 Nûn. Kaleme ve yazdıklarına andolsun. 68/2/2 Sen, Rabbinin ni’metiyle cinlenmiş değilsin. 68/2/3 Senin için kesintisiz bir mükâfât vardır. 68/2/4 Ve sen, büyük bir ahlâk üzerindesin. 68/2/5 Göreceksin, onlar da görecekler; 68/2/6 Hanginizin fitnelenmiş olduğunu. 68/2/7 Şüphesiz Rabbin, kimin kendi yolundan saptığını ve kimlerin yolda olduğunu en iyi bilen O’dur. 68/2/8 Öyleyse yalanlayanlara itâ’at etme. 68/2/9 İstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar . 68/2/10 Şunların hiçbirine itâ’at etme: Yemin edip duran aşağılık, 68/2/11 Kötüleyip duran, söz götürüp getiren, 68/2/12 Hayra engel olan, saldırgan, günâhkâr, 68/2/13 Kaba, sonra da kötülükle damgalı, 68/2/14 Mal ve oğullar sâhibi olmuş diye . 68/2/15 Kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman: “Eskilerin masalları” der. 68/2/16 Biz onu burnunun üzerine damga vurup işâretleyeceğiz. 68/2/17 Biz bunlara da belâ verdik, şu bahçe sâhiplerine belâ verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi. 68/2/18 İstisnâ da etmiyorlardı. 68/2/19 Fakat onlar uyurlarken hemen dolaşıcı bir belâ, onu sardı da, 68/2/20 Bahçe simsiyah kesiliverdi. 68/2/21 Sabahleyin birbirlerine seslendiler: 68/2/22 “Haydi devşirecekseniz erkenden ekininize gidin” diye. 68/2/23 Derken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı: 68/2/24 “Sakın, bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın” diye. 68/2/25 Devşirebileceklerini umarak erkenden gittiler. 68/2/26 Fakat bahçeyi görünce: “Herhalde biz yolu şaşırdık.” dediler. 68/2/27 “Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!” 68/2/28 Ortaları: “Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?” dedi. 68/2/29 “Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zulmedenlermişiz!” dediler. 68/2/30 Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar: 68/2/31 “Yazık bize, dediler, biz azgınlarmışız!” 68/2/32 “Belki Rabbimiz, bize onun yerine ondan daha iyisini verir. Biz Rabbimize yönelir, O’ndan umarız. 68/2/33 İşte azâb böyledir. Âhiret azâbı ise daha büyüktür, keşke bilselerdi. 68/2/34 Korunanlar için de Rableri katında ni’met bahçeleri vardır. 68/2/35 Biz müslümanları suçlular gibi yapar mıyız hiç? 68/2/36 Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz? 68/2/37 Yoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı okuyorsunuz? 68/2/38 Onda istediğiniz her şeyi buluyorsunuz? 68/2/39 Yoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyâmete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde? 68/2/40 Sor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak? 68/2/41 Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar. 68/2/42 Bacaktan açılacağı ve secdeye da’vet edilecekleri gün edemezler. 68/2/43 Gözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye da’vet edilirlerdi. 68/2/44 Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece yaklaştıracağız. 68/2/45 Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır . 68/2/46 Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır borç altında mı kalıyorlar? 68/2/47 Yoksa gayb , kendi yanlarında da onlar mı yazıyorlar? 68/2/48 Sen Rabbinin hükmüne sabret, balık sâhibi gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak seslenmişti. 68/2/49 Eğer Rabbinden ona bir ni’met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı. 68/2/50 Fakat Rabbi onun du’âsını kabul etti de onu Sâlihlerden yaptı. 68/2/51 O inkâr edenler Zikr’ı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. “O mecnundur” diyorlardı. 68/2/52 Halbuki o, âlemler için uyarıdan başka bir şey değildir!